Erzurumda vida sıkılır ama ön cam inşallah gezi sonuna dayanır diye dua etmeye başlıyorum.. (Merak etmeyin ön cam canavar gibi dayanır hatta Kırıkkale yolunda 180-190-200 lerde bile tık demedi)

Bu arada benzinlerimiz biter… İlk benzinliğe girer benzin alacaktık deriz?
Pompacı yaklaşık suratımıza 40 sn kadar bakıp
“benzin yok ağabey, çay veriyim mi?” der

Allah allah neyse der yola tekrar koyuluruz…


15 km sonra İkinci benzinlik “ benzin yok ağabey, çay veriyim mi?”

20 km sonra Üçüncü benzinlik ve biz kırmızı lambada 40 km dir yol alıyoruzdur…
“benzin yok ağabey, çay veriyim mi?”

Yok kardeşim ne çayı yahu.. Benzin yok mu?
Yok ağabey mazot var!
Mazot diil benzin, kardeş…
Yok ağabey…
Benzin niye yok..
Burası kırsal ağabey…

Nee! Kırsal mı::::::::dumur durumları)

Motor nerede ise yolda kalacak…… Rezillik….
Benzin var mı?
Yok!
Çay veriyim mi?” ağabey…

Ver ulan ver, çay ver, içelim n’apcaz ki benzini sen çay koy………….
Sinirden gülmeler…


Şıngır, Şıngır yakalşık 5 dakika şıngırtma sonrası çayımızıda içemeyiz…
Bu ne sert şeker erimiyor ustaaaaaaaaaaaaaa!!!!

Ağabey neeetttinn sennn?
Neyi neetttim?

Şekeri, çaya mi kattun?
Evet ya ne yapacaktım.. Şeker diil mi bu!
Ağabey bu kıtlama idu.. Kıtlama ne ya!
Kıtlama çaya katulmaz idi ki…
Doğu Anadolumuza hoşbulduk…

En nihayet son şans derken benzin buluruz ve Erzurum’u görürüz……..

Erzurum modern bir kent izlenimini hemen verir bizlere….


