Gönderen Konu: BERLİN'DEN ANADOLUYA BAKIŞ YA DA ANADOLU'DAN BERLİN'E KAÇIŞ  (Okunma sayısı 581 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı FURKANTopic starter

  • SUAT YORGANCI
  • Konsey
  • *
  • İleti: 444
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: BERLİN'DEN ANADOLUYA BAKIŞ YA DA ANADOLU'DAN BERLİN'E KAÇIŞ
« Yanıtla #30 : Ekim 26, 2009, 09:37:02 pm »

          Orhan beyle yaptığımız alabildiğine keyif verici yolculuğun ertesinde klasik tarih turumun bir parçasıydı Termessos. Muharrem abi yeterince güzel bir şekilde bu ortamda anlatmıştı ve benimde görmem gerekiyordu. Hayranlık vericiydi doğrusu gördüklerim, ama bir elime  '' asa '' geçince yolların ıssızına yöneldim ve '' Musa '' duyarlılığında bakışım depreşti bir an...

         

          An geldi tiaytronun sahnesinden seslendim yok olmuşluğa. NEREDESİNİZ ?

         

          An geldi sahnenin aktörlerineydi seslenişim. NERELERDESİNİZ ?

         

          Sessizlik... Nereye çekilmişlerdi acaba...?

         

          Yıkıntıların üzerinde yürürken bir elimizde asa, arayalım bakalım nerelere gitmişler...

         

Çevrimdışı muharremkeser

  • Muharrem Keser
  • Başkan
  • ***
  • İleti: 1331
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: BERLİN'DEN ANADOLUYA BAKIŞ YA DA ANADOLU'DAN BERLİN'E KAÇIŞ
« Yanıtla #31 : Ekim 26, 2009, 09:51:34 pm »
Suat'cığım ve Orhan'cığım...
Buradan izlediğim.., konu bu kadar güzel ve duygulu anlatılır,senin bu tarzına hayranım suat..
BMW 1200 GS 2008 Model  Renk:Gri                 Cep Tel:05554774633    AB Rh + (poz )

Çevrimdışı FURKANTopic starter

  • SUAT YORGANCI
  • Konsey
  • *
  • İleti: 444
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: BERLİN'DEN ANADOLUYA BAKIŞ YA DA ANADOLU'DAN BERLİN'E KAÇIŞ
« Yanıtla #32 : Ekim 27, 2009, 12:15:55 pm »

          Herbiri kendisine bir yer edinmiş sonsuzluk evlerinden...

         

         

          Ama görülen o ki o evde de rahat yok. Kimi yıkılmış...

         

          Kimisi ise parçalanmış...

         

         

         Kimileri de süslemiş evini nedense...

         

         

         

         

Çevrimdışı FURKANTopic starter

  • SUAT YORGANCI
  • Konsey
  • *
  • İleti: 444
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: BERLİN'DEN ANADOLUYA BAKIŞ YA DA ANADOLU'DAN BERLİN'E KAÇIŞ
« Yanıtla #33 : Ekim 27, 2009, 12:34:24 pm »

          Yüksek yerler seçmiş kimileri kendine. Hani şu orman ve ova manzaralı olanından...

         

         

         

         

          Tabiki kuytu yerleri tercih edenler de varmış aralarında...

         

         

          Ama hepsinin ortak yanı, EVLERİNİN İÇİ BOŞ...GİTMİŞLER...

         

Çevrimdışı FURKANTopic starter

  • SUAT YORGANCI
  • Konsey
  • *
  • İleti: 444
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: BERLİN'DEN ANADOLUYA BAKIŞ YA DA ANADOLU'DAN BERLİN'E KAÇIŞ
« Yanıtla #34 : Ekim 27, 2009, 08:19:33 pm »

     KÜÇÜK BİR ANEKTOD.

     Ören alanıda dolaşırken kulağıma her on dakikada bir çığılık geliyordu ama ne olduğunu anlamıyordum. Sesin geldiği tarafa yöneldim. Yaklaştıkça bir bina gözüme ilişti, pek tarihi yapıt özelliği taşımıyordu ama yinede bir fotoğraf çekeyim dedim.

         

    Başlangıçta;

    - Elmaaaaaaaa diye duyduğum ses

    Meğer

    - Hellllooooooooo imiş.

    Sanırım beni turist sandı dedim ama bir cevapta vermedim. Ardından;

   - This way is LEOOOOOON diye çığılık attı.

    Görmem gereken bir yeri işaret ettiğini anladım da hangi dili kullanacağım şaşırdım bir an. Türkçe konuşup '' Neeeeeey '' diye bağırsam adam turist olmadığımı anlar ve hevesi kırılır dedim. ( Keşke demeseydim çünkü sonradan beni utandıracak hoş bir sohbet oldu ).

   Konuştuğumuz ingilizcenin Türkçe pronounce si şöyle

   - HELLLOOOOOOOOOOOOO

   - HELLLOOOOOOOOOOOOO

   - This way is LEOOOOOOOOOOOON

   - WHAAAAAAAAAAAAAAAT.

   - This way is LEOOOOOOOOOOOOON

   - THİS WAAAAAAAAAAAAAY ? ( elimle göstererek. )

   - YEEEEEEEEEEEES.

   - OKEEEEEEEEEEEEY.

     Aslanlı mezarı gördükten sonra merakım beni sesin geldiği yere götürdü. Daha yakından bir fotoğraf daha.

     

     İyice yaklaşınca nihayet rahat ve bildik dilden konuşmaya başladık;

     - Yaw sen Türkmüşsün

     - Eh çok şükür.

     HemeN davet faslı. Kuleye, odasına çıktık. Çay da hazırmış zaaaten.

     

     Kaldığı yere çok sayıda insanların geldiği ve bunların çoğunun yabancı uyruklu turistler olduğundan girdi, yerli turistlerin pek gelmediği ve gelenlerin de % 90 'ının doktor olduğunudan çıktı. ( inanın doktor olduğumu söylemedim ). Bir defteri de varmış. Ziyaretçilere not yazdırıyormuş. Bir örnek, Ankara dan bir doktormuş  yazan ;

     

     Gözleme kulesinden çok hoş manzaralar yakalayabiliyorsunuz. Mutlaka sıcak bir çay ikram ediliyor. Dinlemeyi severseniz eğer ( benim gibi ) çok da hikayeler dinliyorsunuz hayata dair. Ne kadar kaldım bilmiyorum ama ayrılırken hava kararıyordu artık. Ayrılma zamanı.

     

     Musa yanında götürmüş giderken asasını, kıymetliymiş çünkü kendisi kadar. Benim kıymetsiz asamı bir işe yarar ve belki kıymet kazanır diye orada bir yıkıntının duvarına dayadım ve ayrıldım...

         

      BİR BAŞKA TARİHİN İÇERİSİNDE BULUŞMAK ÜZERE...