KÜÇÜK BİR ANEKTOD.
Ören alanıda dolaşırken kulağıma her on dakikada bir çığılık geliyordu ama ne olduğunu anlamıyordum. Sesin geldiği tarafa yöneldim. Yaklaştıkça bir bina gözüme ilişti, pek tarihi yapıt özelliği taşımıyordu ama yinede bir fotoğraf çekeyim dedim.

Başlangıçta;
- Elmaaaaaaaa diye duyduğum ses
Meğer
- Hellllooooooooo imiş.
Sanırım beni turist sandı dedim ama bir cevapta vermedim. Ardından;
- This way is LEOOOOOON diye çığılık attı.
Görmem gereken bir yeri işaret ettiğini anladım da hangi dili kullanacağım şaşırdım bir an. Türkçe konuşup '' Neeeeeey '' diye bağırsam adam turist olmadığımı anlar ve hevesi kırılır dedim. ( Keşke demeseydim çünkü sonradan beni utandıracak hoş bir sohbet oldu ).
Konuştuğumuz ingilizcenin Türkçe pronounce si şöyle
- HELLLOOOOOOOOOOOOO
- HELLLOOOOOOOOOOOOO
- This way is LEOOOOOOOOOOOON
- WHAAAAAAAAAAAAAAAT.
- This way is LEOOOOOOOOOOOOON
- THİS WAAAAAAAAAAAAAY ? ( elimle göstererek. )
- YEEEEEEEEEEEES.
- OKEEEEEEEEEEEEY.
Aslanlı mezarı gördükten sonra merakım beni sesin geldiği yere götürdü. Daha yakından bir fotoğraf daha.
İyice yaklaşınca nihayet rahat ve bildik dilden konuşmaya başladık;
- Yaw sen Türkmüşsün
- Eh çok şükür.
HemeN davet faslı. Kuleye, odasına çıktık. Çay da hazırmış zaaaten.

Kaldığı yere çok sayıda insanların geldiği ve bunların çoğunun yabancı uyruklu turistler olduğundan girdi, yerli turistlerin pek gelmediği ve gelenlerin de % 90 'ının doktor olduğunudan çıktı. ( inanın doktor olduğumu söylemedim ). Bir defteri de varmış. Ziyaretçilere not yazdırıyormuş. Bir örnek, Ankara dan bir doktormuş yazan ;

Gözleme kulesinden çok hoş manzaralar yakalayabiliyorsunuz. Mutlaka sıcak bir çay ikram ediliyor. Dinlemeyi severseniz eğer ( benim gibi ) çok da hikayeler dinliyorsunuz hayata dair. Ne kadar kaldım bilmiyorum ama ayrılırken hava kararıyordu artık. Ayrılma zamanı.

Musa yanında götürmüş giderken asasını, kıymetliymiş çünkü kendisi kadar. Benim kıymetsiz asamı bir işe yarar ve belki kıymet kazanır diye orada bir yıkıntının duvarına dayadım ve ayrıldım...

BİR BAŞKA TARİHİN İÇERİSİNDE BULUŞMAK ÜZERE...